Selda Eruzun

 
Tekstilci anne ile ilaç sektöründe yönetici olan babanın küçük şımarık kızları olarak Şişli’de hayata gülümseyen Selda ERUZUN, yaşını söyleyebilecek kadar genç olmasına rağmen, “zaman bu su gibi akar gider sonra hatırda kalır” düşüncesiyle yaşını iletmekten hoşlanmamaktadır.

Annesinin dikiş makinesinden çıkan sese aşinalığı da bu söylenemeyen yıllardan başlar… Ninni gibi gelir makinenin tık tıkları, bu sesle atar ilk adımlarını… Yine aynı yıllarda; sırf kabarık süslü giysilere hayran olduğu için balerin olmaya karar verir..

Fakat dominat annesi “okumuş” adam olsun diye sanat akademisine göndermez…

Şebnem Bebek’lerinden çıkan elbiseleri beğenmeyip elleriyle çizip tasarladığı skech’leri ve Barbie Bebek”lerine annesinin atölyesinden artan parça kumaşlardan minicik elleriyle diktiği elbiseleri saymazsak, ilk tasarımlarını daha lise yıllarında “okul formalarında” uygulamıştır. Lacivert, sıkıcı ve renksiz bulduğu jileden sıkılan Selda,  okul yönetiminden sıkça aldığı uyarılara rağmen jile üzerine uyguladığı bolerolar, forma üzerine giydiği tuhaf renklerdeki kardiganlar ve çeşitli aksesuarlarla başlar.

İlk bakışta “aykırı” gibi gözlemlense de, matematik notlarının yüksekliği ve karşı konulmaz doğal manidar gülümsemelerinin hatırına, toleranslar ile lise eğitimini tamamlar…

Kendisinin bile anlayamadığı şansla (branşı kendisini hiç ifade etmese de) yüksek öğretimine başlar. Hayatın kendisine ikinci defa sunduğu hayallerinin dışındaki bu okulun neredeyse kapısından bile geçmeden, Net Holding’de müşteri ilişkileri departmanında çalışma hayatına başlar. İşini sevip sahiplenmiştir ama içinde barındırdığı renkler bir türlü durmak bilmez. İş yerinden kendisine verilen tek tip üniformaları sürekli değiştirmeye çalışarak, etrafından ve yöneticilerinden tepki toplar. Personeli geçip, müşterilerin bile giysileri hakkında yaptığı eğlenceli yorumlarını tolere etmelerini,  eğitim hayatında keşfettiği “doğal olmasına ve bitmek tükenmek bilmeyen çalışma enerjisine” bağlıyor,  Selda ERUZUN. Kısa bir süre sonra okul macerasının noktalanmasıyla, Net Holding’deki macerası da sonlanır. Kendisini bir anda Çukurova Grubunda müşteri temsilcisi olarak bulur. Hayat yine istediği pencereden bakmamıştır ama en azından üniformadan kurtulduğuna sevinir..

İlerleyen yıllarda üniforma üzerine farklı bir bakış açısı getireceğinden habersiz.

Yeni işinde; kısa sürede yöneticiliğe yükselmiştir fakat bu seferde kendisine satın alacak takım elbise bulamadığı için annesinin atölyesinde ürettiği elbiseleri giymesi ve diğer şirket çalışanlarından farklı görüntüsü, bir kez daha tüm şimşekleri üzerine çekmesine neden olur. Bu defa kabullenmek yerine hiç aldırmaz parmak sallanan bakışlara.  250 kişilik ekibin lideri gibi değil, kendi istediği en renkli giysilerini giyerek gider iş yerine. Bir; dört yılda burada sürer savaş. Sonunda “pes” eder ve ani bir kararlar beyaz kağıda attığı imza noktalar buradaki çalışma hayatını.

Çünkü tüm dünyası bir üst yöneticinin bakış açısının genişliği ile sınırlandırılmıştır ve ilerleme kaydedemiyor olmak keyfini kaçırmıştır..
İlk bakışta dezavantaj görünen, iş hayatında yapmak istediklerine “başarısızlık” etiketine dahil olduğu bunca “üniforma” ve “moda” kuralları anarşisi onda şöyle bir bakış açısı sağlar:

“Kurumsal giysinin, önemi!…”  “Giysilerin dili ve karşımızdakine ne masajlar verdiği”

Bugün, o günler için “Ben o giysileri giymeseydim, direktör olurdum ama Allah’tan siyah beyaz insanlar izin vermedi de, bugün hayata  kendi penceremden bakıyorum.” der

Üniformalar ile ve kurumsal hayattaki imajın verdiği mesajlarla savaşına belli bir süre ara veren Selda bu dönemde, annesinin tekstil atölyesinde eşiyle tanışır ve jet hızı ile evlenir.  Önce gelinliğini sonra evini gönlünce tasarlayıp üretir. Hayal dünyasındaki her şeyi kafasında kurup, gerçeğe dönüştürmeye çalışmayı iş haline getirmiştir.. Bol ve geniş vakitlere alışık olmadığı için bu yaşam önce çok hoşuna gitsede belli bir süre sonra ona yetmemeye başlar.

Radikal bir kararla yeniden okumaya karar verir.

Önce her tasarımcı olmak isteyen genç ve modacı olmaya hevesli birinin yaptığı gibi çeşitli stilistlik, çizim ve tasarım eğitim programlarına katılır… Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi öğretim görevlisi Piraye Demircan yönetiminde iki yıl Moda ve Tekstil Tasarımı eğitimi alır..  Ve Nihayet kendi özgür iradesi ile seçebildiği alanda eğitimini tamamlar. Hem de ailesine iki ay sonra katılacak olan bir ferdin müjdesiyle alır diplomasını. 50 cm. boyunda, 3 kilo 150 gr. ağırlığındaki, bir melekle 2 yıl kadar rafta bekletir hayllerini. Bu süre içinde oğlundan arta kalan tüm zamanını yüzmek, tenis oynamak, niş restaurantlarda yenilen öğle yemekleri, sohbet içinde içilen kahveler ile geçirir günlerini. Dışarıdan çok hoş görülen bu yaşam, sanılanın aksine ona çok sıkıcı gelir ve günlerini daha verimli geçirmek için alternatifler aramaya başlar.

O günlerde; tıpkı bir gurme gibi her gün gittiği farklı bir restaurantta geçirdiği zamanların bugün onun için en önemli başarı ve gözlem sırrı olacağını kimsenin tahmin etmesi mümkün değildir, tabii.

Hayat hiç beklenilmeyen bir anda artık farklı bir yerden gülümser ve niş restaurantlarda geçirdiği günlerin sıklığı ve geçmişte üniformalar yaşadığı savaş birleşerek Selda ERUZUN’un hikayesine de bambaşka bir kapı açar…

En önemli müşterilerinden biri olduğu bir restaurant firma konseptini ifade edebilecek, günümüz trendine uygun personel kıyafetleri yaptırmak istemektedir.. Fakat kendilerine yardımcı olabilecek hiçbir tasarımcı yada firma bulamamaktadır. Ve diplomalı amatör tasarımcı Selda’dan bu konuda yardım ister ve yolculuk başlar…

Hayatının her döneminde, kafasındaki çizgileri gerçeğe dönüştürmenin büyüsü ile kendini ifade eden Selda, kumaşların, renklerin, çizgilerin tılsımına kapılır. Amatör ruhla ama aşkla başladığı yolculuk bir serüvene dönüşür ve Washa Kurumsal Moda‘yı kurar..

Selda Eruzun bugün niş restaurantların personel giysilerini, Türkiye’nin en önemli şirketlerinin kurumsal imaj çalışmalarını ve event organizsayonlarının  kostümlerini ve tasarımlarını hazırlayıp üretmektedir..

Selda Eruzun,  tasarımının girmediği, “Kurumsal Moda”nın ne olduğunu bilmeyen hiçbir firma kalmamasını hayal etmektedir. Ve bu yönde workshop’lar vermekte, ulaşabildiği tüm toplumsal aktivitelere gönüllü olarak hizmet vermektedir..

2010 yılı içerisinde; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, en başarılı iş kadınlar arasında gösterilip, çalışmalarına dünya gazetesi gibi önemli kuruluşlar tarafından desteklenmiştir.

Türkiye’ de ilk gastronomi malzemeleri ile iş dünyasına renk katarak; defile düzenleyip, yaratıcılıkta sınır olmadığını gösterip, sektöre farklı bir bakış açısı sunmuştur. 2012 yılında yine gastronomi fuarı için fark yaratmak adına fındık, mercimek ve çeşitli yiyecekleri aksesuar olarak kullanarak tasarladığı gelinlikle basının da ilgisini çeken Selda Eruzun farklı bakış açısıyla Gazi Üniversitesinde “Girişimcilik” dersinde rol model seçlip tez konusu olmuştur..

2013 yılında Garanti Bankası ve Boğaziçi Üniversitesinin ortak çalışmasıyla Büyem kapsamında girişimcilik üzerine kadın girişimciler için hazırlanan özel bir MBA programına katılan Selda Eruzun 2014 yılında 7500 şirket arasından seçilerek Garanti Bankası tarafından mentörlük hakkı almaya kazanmıştır.. Bugün karşılaştığı ve verdiği tüm kararları Odtü Girişimcilik bölümünde halen görev yapan Sayın profesör Ufuk Batum mentörlüğünde yürütmektedir..

Tasarımcı olarak; fonksiyonel ve sanayi üretimini – kendi bünyesinde- profesyonel anlamda çıkartabilen Türkiye’de ki  tek firmanın yöneticisi ve tasarımcısı olan Selda Eruzun henüz almak istediği yolun %40’nı alabildiğini düşünmektedir..

Sektör; Selda Eruzun‘nun kurduğu ve yönettiği WASHA ile Kurumsal Moda kavramıyla tanışmıştır ve bugün, KAGİDER gibi kadın kuruluşları tarafından da halen desteklenmektedir.

 bbda5854d1439bedb1cd0610aa80122b